|
||||||
| SesliChat Cafe Burada hertürlü konuları konuşabilirsiniz.. (Saygı ve sevgi çerçevesinde..) |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
Üye
|
Dünya İstilası Los Angeles Savaşı
Filmde görsellik üst düzeyde, savaş sahneleri üst düzeyde, anlatım ve kan sahneleri de güzel ancak bir miktar boşta kalan bir noktası var. Oda konusu… Filmin başında Deniz Piyadelerini görüyoruz. Dünyadan gelen kimliği belirsiz savaşçılara karşı savaşan bir Amerika Birleşik Devletleri var görünürde. Bizim deniz piyadelerine birkaç kilometre ötede bulunan karakola gitmeleri ve uzay istilası altındaki karakolda varsa sağ kalanları çıkarmaları isteniyor. Sebep ise basit 3 saat sonra bölge bombalanacak sivillerin geride kalmaması isteniyor. Şimdi olaya şu şekilde bakalım. Dünyada 12 ayrı noktaya uzaylı´saldırı var. Los Angeles şehri baştan aşağı alevler içinde, uzaylılar ilerlemeye devam ediyor, bölge bombalanacak ancak 8-9 kişilik bir askeri kuvvet 3-4 sivili kurtarmaya gönderiliyor. Evet kabul edelim ki çok saçma. Bildiğiniz Amerika Propagandası. Sivilleri asla yalnız bırakmayız diye ortama hava atmak amaçları. Irakta yaptıklarının üzerinden daha ne kadar süre geçti ki = Neyse gelelim filme, biraz askeri deha, biraz Amerikan cesareti, insaniyetlik, çabalama ve azmin zaferi. Koskoca uzaylılar 3-4 Amerikan deniz piyadesini durduramıyorlar ve dünyaya bin bir zorlukla gelen ana kumanda merkezini kaybediyorlar. Burada bir saçmalık daha var. Dünyaya indirilen ana kumanda üstüne bombalar isabet ediyor. Yani uçaklar bomba gönderiyor. Ancak sadece birkaç dakika önce Amerikan Hava Kuvvetlerinin yerle bir edilmiş ileri karargâhların da gördüklerimiz ve saldıracak uçağımız kalmadı tarzındaki yaklaşım ile pek alakadar bir durum görünmüyor ortada. Kısacası düşünmeye kapatın zihninizi, savaşın, aksiyonun, ölümün ve Amerika’nın Zaferini izleyin. Bu anlamda izlenecek bir film. Ötesi yok. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayiniz...] Dünya İstilası: Los Angeles Savaşı (World Invasion: Battle Los Angeles) Vizyona giriş tarihi: 18 Mart 2011 Yönetmen : Jonathan Liebesman Oyuncular : Aaron Eckhart, Michelle Rodriguez, Ramon Rodriguez, Bridget Moynahan, Ne-Yo ve Michael Peña Tür :Aksiyon , Bilim Kurgu Süre : 116 Dakika Yapım : 2011 Konu: Yıllar boyunca, dünyanın dört bir yanında -Buenos Aires, Seul, Fransa, Almanya, Çin- belgelenen UFO görülmesi vakalarına rastlandı. Ama 2011′de, eskiden sadece görülen şeyler, Dünya’nın bilinmeyen güçlerin istilasına uğramasıyla korkunç bir gerçek haline geliyor. İnsanlar dünyanın büyük şehirlerinin düşüşünü izlerken, Los Angeles kimsenin beklemediği bir savaşta insanlığın son cephesini oluşturuyor. Bir Denizci Başçavuş (Aaron Eckhart) ve yeni taburu, kumda bir sınır çizgisi çekerek benzersiz ve daha önce hiç karşılaşmadıkları bir düşmana karşı mücadeleye girişiyorlar. ![]() Kanadımı kırdılar uçamadım anne
Savaşa soktular koşturdum Kalbini açamayan herkesin aklına Eğriyi doğruyu ben soktum Sonbaharda dökülen yapraktım İlkbaharda geri geldim ben Aileme dostuma selamlar olsun Yağmur sonrası güneşim ben... |
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Üye
|
Melekler Şehri
998 yapımı bir film olan Melekler Şehrini daha önce de izlemiştim ancak bu akşam bir tekrar mahiyetinde izledim. Film hakkında fazla yorum yapmak istemiyorum. Dönemin en sevilen ve sinema sektöründe önemli yeri olan bir film. Anlattıkları ve aşkın gücüne vurgu yapan, insan olmanın ne denli büyük bir hediye olduğu vurgulayan bir yapıt. Ancak aklıma takılan bir şey var. İster melek ol, ister insan her zaman kanına giren bir kadındır. Filmi izleyenler yalan desinler. Sen meleksin. Göz açıp kapayıncaya kadar dilediğin yerdesin. Düşmüyorsun, ölmüyorsun. Dilediğine görünüyor, dilediğinden gizleniyorsun. Acıkmıyorsun, susanmıyorsun ve yorulmuyorsun. Ama bir gün bir kadın aklına giriyor. Kalbini çalıyor. Sonra da elinden Melekliğini alıyor. Seni insanların dünyasında bir Şeytan olmaya mahkûm ediyor. Yalan mı konuşuyorum erkekler. Yoksa aslında bizler bir melek iken kadınlar bizi bu hale getirmedi mi? İtiraza gerek yok. Film her şeyi bariz bir şekilde ortaya koyuyor. Birde yönetmenin Armut tutkusunu anlayabilmiş değilim. Film içerisinde ne zaman meyve ortaya konulsa Armut başköşede duruyor. Yahu kardeşim insanın canı gece gece armut çekiyor. Yazık değil mi bize? Kısacası aşk filmi sevenler için izlenecek bir film. 1998 de yapılmış dahi olsa bir Barselona filminden daha sağlam ve etkileyici. Ama ben Armutlara ve Kadınlara taktım arkadaş. Gösterim Tarihi : 4 Eylül 1998 Yönetmen : Brad Silberling Senaryo : Dana Stevens , Wim Wenders Görüntü Yönetmeni : John Seale Müzik : Gabriel Yared Yapım : 1998, ABD , 114 dk. Oyuncular Meg Ryan , Dennis Franz , Nicolas Cage (Seth) , Andre Braugher (Cassiel) , Colm Feore (Jordan) Hastalarından birini hiç sebep yokken ameliyat masasında kaybeden kalp cerrahı Dr Rice`ın kendine güveni alt üst olmuştur. Los Angeles üzerinde gezinen melek Seth o sırada her ne kadar ölen hastaya yardım için orada bulunsada Maggie`den etkilenir ve onun kendine olan güvenini tekrar kazanmasında yardımcı olmaya karar verir. Bu arada ona aşık olur ve sonunda bütün risklerine rağmen görünmez bir ruh olmaktan çıkar, şüpheli bir yabancı haline gelir. Kadere inanmayan Maggie ise Seth`e daha öncekilerle kıyaslanmayacak derecede aşık olur. Bu arada Maggie ile beraber olmak için göklerden ve meleklikten vazgeçen Seth, yeryüzündeki karmaşık hayatı yaşadıkça umutsuzluğa kapılır. Acaba aşk, kişinin temel özelliklerinden vazgeçebileceği kadar değerli midir? ![]() Kanadımı kırdılar uçamadım anne
Savaşa soktular koşturdum Kalbini açamayan herkesin aklına Eğriyi doğruyu ben soktum Sonbaharda dökülen yapraktım İlkbaharda geri geldim ben Aileme dostuma selamlar olsun Yağmur sonrası güneşim ben... |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Üye
|
Av Mevsimi
Geç olsun güç olmasın mantığıyla sinema sektörünü biraz geriden takip ediyorum. Az biraz parasız izleme dönemimi yaşadığım film alanında para vererek sinemaya gitmem uzun aralıklarla oluyor. Av mevsimi kadro bakımından oldukça ilgi çekici bir filmdi. Birde Facebook vb. yerlerdeki paylaşımlardan Benden Adam Olmaz şarkısını dinledikten sonra izlemenin zevki ayrı oldu açıkçası. Film kadro yönünden ve oyunculuk yönünden oldukça iyi. Ancak sanki filmin senaryosu biraz yerlerde gibi geldi. Daha sağlam bir hikâye kurgulanabilirdi. Filme gelecek olursak bir kızın kesik kolunun bulunmasıyla başlıyor hikâye. Zaman içerisinde kızın ailesi, sevgilisi, büyük bir iş adamı etrafında dolaşan bir olaylar dizisi halini alıyor. Hikâye sonunda Cem Yılmaz’ın başına gelenler izleyici üzerinde oldukça iyi bir etki bırakmıyor değil. Ancak hikâyenin sonunda polisin küvette kriz geçirmesini biraz anlamsız buldum. Tamam Polislik zor bir meslek ve Cep Yılmaz’ın deyimiyle Anropopoloji okuyan bir üniversiteliyi Cinayet Masasına verilmesi biraz garip sanırım. ![]() Neyse film içerisinde ağlatacak çok fazla öğe yok. Güldürecek bir hikâyesi de yok. Orta bir ruh halinde bir polisiye roman okuyormuş gibi süreyi doldurabilirsiniz. Açıkçası bir Güneşi Gördüm ya da Newyork’da Beş Minare gibi etkileyici gelmedi. Ama 10 üzerinden 7 verebilirim. Yapım: 2010 ~ Türkiye Tür: Dram, Gerilim, Komedi, Macera, Polisiye, Psikolojik, Suç Yönetmen: Yavuz Turgul Oyuncular: Cem Yılmaz, Şener Şen, Çetin Tekindor, Okan Yalabık, Melisa Sözen, Engin Hepileri, Rıza Kocaoğlu, Gizem Akman, Mahir İpek, Murat Serezli, Bartu Küçükçağlayan, Cahit Gök, Dila Akbaş, Mustafa Avkıran, Cansu Koç, Serkan Keskin, Murat Aygen, Rahmi Dilligil, Nergis Çorakçı, Emine Şans Umar, Kevork Türker, Melisa Sozen, Remzi Evren, Stephen Hawking, Şefika Ümit Tolun Senaryo: Yavuz Turgul Yapımcı: Yavuz Turgul, Murat Akdilek Görüntü Yönetmeni: Uğur İçbak Müzik: Tamer Çıray, Ete Kurttekin Dağıtım: Warner Bros Filmin Websitesi: [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayiniz...] Süre: 2 saat 20 dk Gösterim Tarihi: 03 Aralık 2010 (Türkiye) ![]() Kanadımı kırdılar uçamadım anne
Savaşa soktular koşturdum Kalbini açamayan herkesin aklına Eğriyi doğruyu ben soktum Sonbaharda dökülen yapraktım İlkbaharda geri geldim ben Aileme dostuma selamlar olsun Yağmur sonrası güneşim ben... |
|
|
|